Gelenekten Geleceğe
İnsan, sadece yaşadığı anın değil, taşıdığı geçmişin ve kurmaya çalıştığı geleceğin de toplamı. Bu nedenle “gelenek” dediğimiz, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil aynı zamanda geleceği şekillendiren görünmez bir pusuladır da. Mesele, o pusulayı doğru okuyabilmekte saklı. Bugün sıkça iki uç arasında sıkışıp kalıyoruz: Ya geçmişi olduğu gibi korumayı ilerlemenin önünde bir engel sayıyor ya da onu kutsallaştırarak değişimin önüne set çekiyoruz. Oysa gelenek ne körü körüne savunulacak bir kalıp ne de bütünüyle terk edilecek bir yük. Gelenek, anlamını ancak dönüşebildiği ölçüde koruyabiliyor. Her toplumun kendine ait değerleri, alışkanlıkları ve birikimi var. Bu birikim, nesilden nesile aktarılırken sadece korunmuyor aynı zamanda yeniden yorumlanıyor. Çünkü hayat, ihtiyaçlar, insanın dünyayla kurduğu ilişki değişiyor. Tek değişmeyen, değişimin kendisi. Böyle bir dünyada geleneği sabit tutmaya çalışmak, onu yaşatmak anlamına gelmiyor ancak burada öne...