Uzun lafın kısası: Karikatür
Dünya bazen öyle bir hâl alıyor ki, anlatmaya kelimeler yetmiyor; ama bir karikatür karesi her şeyi özetleyebiliyor. Belki de bu yüzden karikatür, sadece güldüren değil, düşündüren bir ayna. Hatta çoğu zaman, gerçeğin en çıplak hâli. Bir karikatürist için dünya, düz bir hikâye değildir. Aksine, çelişkilerle dolu bir sahnedir. Bir yanda barış nutukları atan liderler, diğer yanda bitmeyen çatışmalar… Bir köşede refah içinde yaşayanlar, hemen yanı başında temel ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlar… Bu kadar keskin zıtlıklar, çizginin dilinde bazen tek bir abartıyla, bazen küçücük bir detayla anlatılır. Karikatürün gücü tam da burada yatıyor. Söylenemeyeni söylemek. Çünkü bazen doğrudan ifade edilen bir eleştiri tepki çekerken, aynı şey bir çizginin içinden geçtiğinde daha geniş bir alana ulaşır. Ama bu, karikatürün masum bir ifade biçimi olduğu anlamına gelmez. Aksine, çoğu zaman en sert eleştiriyi o yapar. Tarihe baktığımızda bunu açıkça görürüz. Karikatüristler sadece mizah...