Kayıtlar

Aile Şirketlerinin Geleceği Evde Başlar: Bir Annenin Mirası

Aile şirketleri nasıl kurulur? Çoğu zaman bir fikirle… Bir cesaretle… Bir emekle… Bazen küçük bir dükkânda, bazen bir atölyede, bazen de bir evin mütevazı bir odasında başlayan bir girişim, yıllar içinde büyür; çalışanları, müşterileri, markası ve kurumsal yapısıyla bir şirkete dönüşür. Fakat aile şirketlerinin hikâyesinde çoğu zaman gözden kaçırılan başka bir başlangıç daha vardır: Aile. Çünkü bir aile şirketinin geleceği yalnızca şirketin içinde değil, ailenin içinde de şekillenir. Belki de şu soru, aile şirketlerinin sürdürülebilirliği açısından en az “Şirketi bizden sonra kim yönetecek?” sorusu kadar önemlidir: “Bizden sonra bu değerleri kim taşıyacak?” Görünmeyen lider Aile şirketlerinde yönetim kurulları vardır. Genel kurullar, toplantılar, stratejik planlar, bütçeler, hedefler vardır. Ama bütün bunların ötesinde, şirketin görünmeyen bir yönetim kurulu daha vardır. Bu kurul çoğu zaman bir evin içinde toplanır. Gündeminde sevgi, güven, sorumluluk, paylaşm...

Sivil Toplumda Kurumsal Yönetişim: Emaneti Geleceğe Taşımak

Kurumsal yönetişim denildiğinde çoğumuzun zihninde şirketler, yönetim kurulları, pay sahipleri, şeffaflık, hesap verebilirlik ve risk yönetimi beliriyor. Oysa kurumsal yönetişim, yalnızca şirketlerin değil; sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin, odaların, vakıfların, derneklerin ve iş dünyasını temsil eden kuruluşların da temel meselesidir. Çünkü bu kurumların her biri bir değeri, bir amacı, bir mesleği, bir topluluğu ya da ortak bir menfaati temsil eder. Ve temsil etmek, aynı zamanda bir emaneti taşımaktır. Bu nedenle bugün asıl sorumuz şu olmalı: Kurumlarımızı nasıl yönetiyoruz? Belki daha önemli soru ise şu: Bize emanet edilen kurumu, bizden sonraki kuşağa nasıl teslim edeceğiz? Kurumların en değerli sermayesi: Güven Bir şirketin finansal performansını bilançosunda görmek mümkündür. Ancak bir sivil toplum veya meslek kuruluşunun en değerli varlığı bilançoda yer almaz. O varlık güvendir. Üyenin kurumuna duyduğu güven… Gönüllünün emeğinin değer gördüğü...

Yaşam Bütçeniz İdealleriniz için Yetecek mi?

Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda bana bir soru soruldu. “Yaşam bütçeniz idealleriniz için yetecek mi?” Bir an durdum. Soru kısa görünüyordu ama aslında çok derindi. Çünkü bu soru, yalnızca “Ne kadar zamanınız kaldı?” diye sormuyordu. Bana biraz da, “Hayatınızın bundan sonrasını neye ayıracaksınız?” diye soruyordu. Yıllardır sivil toplum içinde gönüllülük yapıyor, sorumluluk üstleniyor, kurumların ve mesleklerin gelişimine katkı vermeye çalışıyorum. Bu nedenle soru, ister istemez insanı kendi hayatına dönüp bakmaya davet ediyor. Hayatımın ne kadarını ideallerime ayırdım? Ve bundan sonra ne kadarını ayırabilirim?   Hepimizin bir yaşam bütçesi var Maddi bütçemizi biliriz. Gelirimizi, giderimizi, birikimimizi, yatırımımızı hesaplarız. Ama bir de çoğu zaman hesaplamadığımız başka bir bütçemiz var: Yaşam bütçemiz. Onun para birimi zaman… Sermayesi bilgi ve deneyim… Gücü emek… Teminatı inanç… Ve değeri, hayatımızdan geriye bırakacağımız iz. Bu büt...