Sevgi Bir Güne Sığar mı?
Her yıl 14 Şubat geldiğinde vitrinler kırmızıya boyanıyor. Kalpler büyüyor, fiyatlar artıyor, çiçekçiler sabaha kadar mesai yapıyor. Restoranlar dolup taşıyor. Sosyal medya romantik ilanlarla şenleniyor. Takvim yapraklarından biri, “Sevgililer Günü” olarak bize sevgiyi hatırlatıyor. Peki, sevgi gerçekten hatırlatılmaya muhtaç mıdır? Sevgililer Günü’nün kökeni Roma dönemine, Aziz Valentine’e kadar uzanır. Rivayete göre Aziz Valentine, evlenmeleri yasaklanan genç çiftleri gizlice nikâhladığı için idam edilmiştir. Bu anlatı, sevginin yasaklara rağmen var olma cesaretini simgeler. Yani başlangıçta bu gün, sevginin direnişini ve bağlılığın değerini temsil ediyordu. Fedakârlık vardı, anlam vardı, insanî bir derinlik vardı. Bugün ise tablo farklı görünüyor. Sevgi, çoğu zaman hediye paketine sarılmış bir zorunluluk gibi sunuluyor. Reklamlar bize “yeterince seviyorsan göstermelisin” diyor; göstermek ise çoğunlukla satın almakla eşdeğer tutuluyor. Sevgi adeta ekonomik bir performansa dön...