Mekânın Gerçek Sahibiyle Kısa Bir Buluşma
Tatil bitti. Şehrin gürültüsü, trafiği, toplantıları ve bitmeyen telaşı yeniden hayatımızın merkezine yerleşti. Tatil sonrası geriye benim zihnimde kalan en güçlü görüntü, ne masmavi bir koy ne de gün batımında uzayan bir sahil manzarası. Denizin tam ortasında, suyun yüzeyinde ağırbaşlı bir zarafetle süzülen bir Caretta Caretta ile göz göze geldiğim o birkaç saniye… Ne bir ses vardı ne de bir hareket. Sadece kısa bir bakışma. Ama bazı karşılaşmalar vardır; birkaç saniye sürer, zihninizde yıllarca kalır. O Caretta Caretta, sanki denizin üzerinde hiç acele etmeden ilerlerken bana tek bir cümle söylüyordu: “Mekân benim.” Belki de asıl mesele tam olarak buydu. Biz insanlar, doğayı çoğu zaman bize ait bir alan gibi görüyoruz. Denizi yüzülecek, kıyıyı kullanılacak, ormanı gezilecek, koyu keşfedilecek bir “kaynak” olarak tanımlıyoruz. Haritalara sınırlar çiziyor, kıyılara tesisler kuruyor, denizlere atık bırakıyor, sonra da bütün bunların ortasında kendimizi doğanın sahibi s...