İstanbul’da Yalnızlık: Kalabalıklar İçinde Tek Başına
Metrobüs durağında soğuk bir sabah… Herkes aynı yöne bakıyor ama kimse birbirine bakmıyor. Bir kadın kulaklığını düzeltip telefon ekranına eğiliyor. Yanındaki adam kahvesinden son yudumu alıyor. Bir öğrenci çantasını göğsüne bastırmış, kalabalığın itişine karşı dengesini korumaya çalışıyor. Metrobüs yanaşıyor; kapılar açılıyor; yüzlerce insan tek bir gövde gibi içeri akıyor. Omuz omuza. Nefes nefese. Ama birbirine değmeden. Bir İstanbul sabahında her zaman yaşanan görüntülerin bir benzerine daha tanık oluyoruz... Köprülerde trafik, vapurlarda çay kokusu, turnikelerde kart sesleri… Şehir milyonlarca insanı aynı anda harekete geçiriyor… Aynı saatte evden çıkan, aynı durakta bekleyen, aynı asansöre binen insanlar vardır. Fakat bu eşzamanlılık, beraberlik değildir. Metrobüste göz göze gelmemek için başlar daha da eğilir. Birinin telefonu çalar, herkes duyacak kadar yakındır; ama kimse duymamış gibi yapar. Bir durak sonra biri iner, yerine başkası biner. Hayatlar yer değ...