Kayıtlar

Etik Nedir?

Bir insanı doğru davranmaya iten şey nedir? Kanun korkusu mu? İçinde yetiştiği kültür mü? Kurumunun etik yönergesi mi? Yoksa kimsenin görmediği anda bile yanlış yapmasına engel olan vicdanı mı? Belki de etik üzerine en temel soru budur. Günümüzde etik denildiğinde çoğu zaman akla mevzuat kitapları, kurumların hazırladığı davranış kuralları ya da imzalatılan etik taahhütnameleri geliyor. Oysa etik, imza atılan bir metin değildir; karaktere işleyen bir yaşam biçimidir. Kanunlar bize neyin suç olduğunu söyler. Etik ise neyin doğru olduğunu sorgulatır. İkisi aynı şey değildir. Çünkü her yasal olan, her zaman ahlaki ya da etik olmayabilir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Birçok dönemde hukuka uygun görülen uygulamalar, yıllar sonra insanlık vicdanında mahkûm edilmiştir. Demek ki hukuk, etiğin tabanı olabilir; ama zirvesi değildir. Peki kültür? Kültür, kuşkusuz etik davranışın önemli kaynaklarından biridir. Saygıyı, paylaşmayı, dayanışmayı ve birlikte yaşamayı a...

Yapay Zekâ Çağında Sivil Toplum Kuruluşları

Yapay zekâ artık geleceğin değil, bugünün gerçeği. Sağlıktan eğitime, üretimden iletişime kadar hayatın her alanında karar alma süreçlerini dönüştüren bu teknoloji, insanlık tarihinin en büyük kırılma noktalarından birini oluşturuyor. Ancak her büyük dönüşüm gibi yapay zekâ da yalnızca fırsatlar değil, aynı zamanda önemli sorumluluklar ve riskler getiriyor. Bu yeniçağda gözler çoğunlukla teknoloji şirketlerine, hükümetlere ve akademik çevrelere çevrilmiş durumda. Oysa geleceğin şekillenmesinde en az onlar kadar kritik bir aktör daha var: Sivil Toplum Kuruluşları. Çünkü yapay zekâ yalnızca teknik bir mesele değildir. Aynı zamanda etik, sosyal, ekonomik ve insani bir meseledir. Bir algoritmanın kimi işe alacağına, kime kredi verileceğine, hangi bilginin görünür olacağına veya hangi hizmete erişilebileceğine karar verdiği bir dünyada, insan hakları, eşitlik ve adalet kavramları yeniden tartışılmaktadır. İşte bu noktada STK’ların rolü hayati önem taşımaktadır. Yapay zekâ çağında STK’...

Medeni Cesaret ve İcraat

Bugün hem kurumsal yapılarda hem de toplumsal düzende en sık karşılaştığımız tıkanıklık, fikir üretmekteki bolluğa rağmen icraatta yaşanan derin kısırlıktır. Toplantı odalarında harika stratejiler çizilir, vizyon belgeleri yayınlanır ve kulağa kusursuz gelen büyük hedefler konulur. Ancak sıra o hedeflerin getireceği riskleri üstlenmeye ve fikirleri hayata geçirmeye geldiğinde koridorları derin bir sessizlik kaplar. İnsanlar konfor alanlarını kaybetmekten, hata yapmaktan ve eleştirilerin hedefi olmaktan korktukları için adımlarını geri çekerler. Oysa tarihin ve modern dünyanın akışını değiştiren liderler, sadece harika planlar yapanlar değil; o planların getirdiği tüm fırtınaları omuzlarında taşıyabilenlerdir. Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, "Büyük kararlar vermek kâfi değildir. Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lâzımdır." s özleri, ifade etmeye çalıştığımız görüşlerimizi destekleyen, bugünün yönetsel sıkıntılarına ve liderl...

Sürdürülebilirlik Çizgisi: Gezegeni Koru, Geleceğe Ortak Ol!..

MÖDAV – Muhasebe Öğretim Üyeleri Bilim ve Dayanışma Vakfı tarafından 16 – 20 Haziran tarihleri arasında Tunceli’de düzenlenen, Munzur Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı “Sürdürülebilir Kalkınma” temalı XIII. Muhasebe Düşünce Kampına karikatürlerimle yaptığım bir sunumla katıldım. “ÇİZGÖRÜ: Sürdürülebilirlik Çizgisi” başlıklı gerçekleştirdiğim sunumla karikatürlerimle gezegenimizi koruma, geleceğe ortak olma bilincinin oluşturulmasına çizgi sanatının gücüyle katkı vermek istedim. Sürdürülebilirlik, son yılların en çok konuşulan kavramlarından biri haline geldi. Ancak bu kavramı yalnızca çevreyi korumak ya da enerji tasarrufu yapmak şeklinde yorumlamak eksik bir yaklaşım olacaktır. Sürdürülebilirlik; ekonomik büyüme, toplumsal refah ve çevresel sorumluluk arasında kurulmaya çalışılan hassas dengeyi ifade eder. Bugün karşı karşıya olduğumuz iklim krizi, doğal kaynakların hızla tükenmesi ve artan tüketim alışkanlıkları, bu dengeyi korumanın ne kadar önemli olduğunu açıkça göst...

Mutfağın Lezzeti mi, Vitrinin Işığı mı?

Modern çalışma hayatının en eski tartışmalarından biri; işin mutfağında olmak mı daha değerlidir, vitrinde olmak mı? Bir tarafta üretimin görünmeyen kahramanları vardır. Süreci tasarlayanlar, sorunları çözenler, gece yarılarına kadar emek verenler, yani mutfaktakiler. Diğer tarafta ise markanın yüzü olanlar, sunumu yapanlar, sahneye çıkanlar, alkışı toplayanlar, yani vitrindekiler. İdeal dünyada emek ile görünürlük aynı kişide buluşur. Ancak gerçek hayat çoğu zaman böyle işlemez. İş dünyasında değerin ölçülmesi, çoğu zaman üretilen katkının büyüklüğünden çok, o katkının ne kadar görünür olduğuna bağlıdır. Çünkü insanlar sonucu görür, süreci değil. Bir binanın mimarı unutulabilir ama açılış kurdelesini kesen kişi hafızalarda kalır. Bir projenin teknik mimarları aylarca çalışabilir, fakat başarı hikâyesi toplantı salonunda sunumu yapan kişinin adıyla anılabilir. Bu durum adil midir? Tartışılır. Ancak görünürlüğün kendi içinde ayrı bir emek gerektirdiğini de kabul etmek gerekir....

Geleceği Denetlemek

Dünya tarihinin hiçbir döneminde kurumlar bugün karşı karşıya oldukları kadar hızlı, karmaşık ve öngörülmesi güç değişimlerle yüzleşmemiştir. Dijital dönüşüm, yapay zekâ, iklim değişikliği, jeopolitik gerilimler, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve değişen toplumsal beklentiler, iş dünyasının alışılmış dengelerini yeniden şekillendirmektedir. Böyle bir dönemde kurumların en büyük ihtiyacı daha fazla bilgi değil, daha fazla öngörüdür. Çünkü bilgi geçmişi açıklar; öngörü ise geleceğe hazırlanmayı sağlar. Uzun yıllar boyunca denetim, ağırlıklı olarak geçmişte gerçekleşen işlemlerin doğruluğunu ve uygunluğunu değerlendiren bir faaliyet olarak algılandı. Oysa günümüzün gerçekliği, denetimin de tıpkı kurumlar gibi dönüşmesini zorunlu kılmaktadır. Artık denetimin temel sorusu “Ne oldu?” değil, “Ne olabilir?” sorusudur. Denetimin geleceği, risklerin yalnızca tespit edilmesinde değil, kurumların geleceğe hazırlanmasında yatmaktadır. Bugün dünyanın önde gelen şirketleri, yalnız...

ÇİZGİLERDE SAKLI GELECEK

Resim
Bugün, yeni nesili ”Z” kuşağı olarak tanımlıyoruz.   Ardımda kalan geçmişim belleğimde canlanıyor.   Yeni nesilin yaşlarında bizlere de “Zamane Çocuğu” dediklerini hatırlıyorum.   Çocukluğumda bu sözü ne çok duydum. Çoğu zaman bir övgü değildi. Soru sorduğumda, alışılmışın dışına çıktığımda, yeni bir şey denemek istediğimde söylenirdi. “İcat çıkarma” cümlesi ise bu tanımın ayrılmaz parçasıydı. Belki de bugün Z kuşağı diye tanımladığımız gençlerle ortak noktamız tam da burada. Bir zamanlar bize söylenen sözlerin benzerlerini şimdi onlar duyuyor. Biz “zamane çocuğu” idik, onlar başka isimlerle anılıyor. Ama özünde aynı şey devam ediyor: Dünyayı kendilerinden önceki nesilden biraz farklı görme cesareti. Aklıma vakti zamanında çizdiğim bir karikatürüm geliyor, çizgiler gözlerimde canlanıyor. Dijital arşivimden karikatürümü buluyorum. İlk bakışta mizahi bir abartı gibi görünen bu çizim, aslında bugünün ve geleceğin dünyasına dair çok ciddi bir toplumsal uz görü barındırıyor. D...