SÜRDÜRÜLEBİLİR KURUMSAL HAYATIN VAZGEÇİLMEZ REÇETESİ
Blog yazımda, ele aldığım konunun içselleştirilmesinde kolaylık sağlayacağını düşündüğüm sürdürülebilir sağlıklı bir yaşam için, diğer bir ifadeyle iyi hayatın yol haritası olarak konunun uzmanlarınca ifade edilen başlıklara kısaca göz atarak konuya ilişkin görüşlerimi paylaşmak istiyorum.
Konunun uzmanları tarafından iyi hayatın yol haritası olarak;
Belleğimizi korumamız, tansiyonumuzu izleme, genetik
mirasımızı öğrenme, doğru beslenme, bağışıklığımızı güçlendirme, damarlarımıza
iyi bakım, uykumuza dikkat etmemiz, yavaşlama ve huzura odaklanma tavsiye
edilmektedir.
Konunun uzmanlarınca birey olarak bizlere sağlıklı yaşam için
tavsiye edilen bu başlıkları kurumsal hayata uyarlayacak olursak; Kurumsal
belleğimizi korumanın birey olarak bellek sağlığı, kurumsal performansımızı
izlemenin tansiyon, kurumsal kültür ve yetkinliklerimizi öğrenmenin genetik
miras, doğru insan, iş ve çözüm ortakları seçimi doğru beslenme, iç
kontrollerimizi güçlendirmenin bağışıklık sistemi, iletişim kanallarımıza
iyi bakımın damar sağlığımız, izin kullanımına dikkat etmenin uyku,
dinlenme düzeni, şeffaf ve hesap verebilir olmanın yavaşlama,
soluklanma, ayna olma, motivasyona odaklanmanın ise huzur ile
eşleştirilerek, benzerlik kurularak sürdürülebilir kurumsal hayatın yol
haritasını şekillendirebileceğimizi düşünüyorum.
Bireysel ve kurumsal hayatın sürdürülebilirliğinde ifade
ettiğimiz bu benzerliklerden hareketle; bireysel ve kurumsal hayatın riske
maruz varlıkları olarak, birey için zihin, beden ve ruh, kurumlar
için insan kaynakları, mali kaynaklar, varlıklar ve hakları belirtebiliriz.
Kısaca, risk almanın hayatın bir gerçeği olduğunu,
sıfırlamanın mümkün olmadığını ancak yönetilebilir olduğunu söyleyebiliriz.
Bu benzerlikleri işletmelerimizde risk yönetimi, iç kontrol
ve iç denetim ilişkisine bağlayacak olursak; Şirket hedeflerinin risk,
iç kontrol ve iç denetim ilişkisinde belirleyici olduğunu ifade edebiliriz.
Dinamik bir süreç ile karşı karşıyayız.
Olası riskler, rekabet ve büyümenin sürdürülebilirliği için
iş süreçlerinde iyileştirme ve iç kontrollerin tasarımında önem taşıyor.
Risk yönetimi ve iç denetim bir ihtiyaç olarak ortaya
çıkıyor.
İşletmelerimizin öngördüğü hedefler çerçevesinde tanımlanan
olası risklerinin yönetilmesinde tasarlanan iç kontrollerin yeterliliği ve
yerindeliğinin değerlendirileceği bir fonksiyona olan ihtiyaç iç denetim
faaliyetini gerekli kılıyor. Olası risklerin yönetilmesi için tasarlanan iç
kontrollerin tasarlandığı gibi işletilip işletilmediği, yerindeliği konusunda
iç denetim faaliyeti vazgeçilmez bir ihtiyaç oluyor.
Bir işletmenin geleceğinde rekabet koşulları, büyüme ihtiyacı
düşünüldüğünde, kurumsal yönetim kalitesi ve sürdürülebilirliğinde; risklerin
koşullara göre zaman içinde değişebilirliği, risk yönetimi sürecinin
dinamikliğinden ötürü iç denetim fonksiyonunun varlığı, gözetimi,
yönlendiriciliği ile güvence fonksiyonu olmanın yanı sıra risk öngörü ve
tavsiyeleri ile katma değer sağlayan bir öneme sahip olduğunu görüyoruz.
Konumuzu kurumsal yönetim ilkeleri ile ilişkilendirerek,
yönetim kurulu, yönetim, pay ve menfaat sahipleri açısından ele alırsak;
Kurumsal yönetimin temel aktörleri olan yönetim, yönetim
kurulu, pay ve menfaat sahiplerinin, hesap verebilirlik, sorumluluk, şeffaflık
ve adillik olarak tanımlanan kurumsal yönetim ilkeleri ile olan ilişkisinde bir
işletmenin kurumsal yapısı içinde yer alan faktörlerin gözetimi, gelişimi ve
güvencesinde iç denetimin rol ve sorumluluklarının bulunduğunu ifade
edebiliriz.
Kurumsallaşmış bir işletmede kurum içi fonksiyonlar üç hatta
gruplanarak birinci, ikinci ve üçüncü hat roller olarak hizalanırlar.
Birinci hat roller işletmenin piyasa ve müşterileri ile
doğrudan iletişim halinde olduğu ürün ve hizmetini sunduğu diğer bir ifadeyle
doğrudan risk aldığı, risk iştahını yönettiği fonksiyonlarına ilişkindir.
İkinci hat roller ise, birinci hat rollere destek sağlayan
fonksiyonlara ilişkindir. Risk yönetimi, mali kontrol, kalite kontrol, iş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili rolleri bu hattın fonksiyonları olarak
belirtebiliriz.
Hedeflerine ulaşmak için varlığını sürdürülebilir kılmak
amacı olan bir işletmeyi yol alan bir arabaya benzetirsek, birinci ve ikinci
hatları gaz ve fren pedalları olarak ifade edebiliriz.
İşletmenin yürütüme fonksiyonu olan CEO/Genel Müdürlük için
birinci ve ikinci hat fonksiyonlar, yönetim kurulu tarafından belirlenen hedef
ve stratejiler doğrultusunda amaca güvenilir bir şekilde ulaşılmasında gaz ve
fren fonksiyonudurlar.
Yönetim Kurulu ve yönetim arasındaki hesap verebilirlik
ilişkisini açıklamak adına bu benzetme yeterli olacaktır.
Yönetim Kurulu – Yönetim arasındaki hesap verebilirlik
ilişkisinde pay ve menfaat sahipleri adına sorumluluk rolü bulunan Yönetim
Kurulu adına ilişkinin gözetimi üçüncü hat rolde konumlanmış iç denetim
fonksiyonunundur.
Üçlü hat modelini bir futbol takımı dizilimine benzeterek bir
başka metafor kullanarak konuyu değerlendirdiğimizde, futbol takımının hücum
hattı, orta saha ve savunma hattı bir şirketin üçlü hattında benzer şekilde
karşılık buluyor.
Daha önce ifade ettiğim gibi bir şirkette piyasa ve
müşterilerle doğrudan temas birinci hat ile sağlanırken, futbol takımın da
hücum hattı ile rakiple temas sağlanıyor. Şirketlerde ikinci hat ile orta saha,
üçüncü hat ile savunma fonksiyonlarını ilişkilendirebiliriz.
Futbol takımında olduğu gibi oyun kurma, oyunun önünde
oynandığı roller, şirketlerde kontrol, risk yönetimi ve iç denetim olarak
karşılık buluyor diyebiliriz.
Kurum içi üçlü hat rollerin yanı sıra dış güvence
sağlayıcılarla birlikte kurumsal yönetimin temel aktörleri olarak Yönetim
Kurulu, Yönetim, İç ve Dış Denetimi karşılıklı etkileşimli bütünleşmiş bir
yapının paydaşları olarak değerlendirebiliriz.
Bu değerlendirmeler sonrası iç denetim faaliyetinin
başlatılması ve yönetilmesi konu başlığına geçersek; iç, dış ve eş kaynak
kullanımı olarak üç yaklaşımdan söz edebiliriz.
Bu yaklaşımlardan da anlaşılacağı üzere iç denetim
faaliyetinin sadece kurum içi kaynaklarla yapılan bir faaliyet olmadığı, dış
hizmet sağlayıcı kuruluşlardan sağlanan kaynaklarla da yerine getirilebilir bir
faaliyet olduğu, hatta iç ve dış kaynakların birlikte eş kaynak kullanımı ile
yürütülmesinin mümkün olduğunu belirtebiliriz.
İç denetim faaliyetinin başlatılması konusundaki yaklaşımları
açıkladıktan sonra iç denetimin amacından yola çıkarak bu faaliyetin
yürütülmesi, yönetilmesi konusuna geçebiliriz.
İç denetimin bugün uluslararası mesleki uygulama çerçevesinde
tanımlanmış amacında; İç denetimin, yönetim kuruluna ve yönetime bağımsız, risk
odaklı ve objektif güvence, tavsiye, içgörü ve öngörü sağlayarak kurumun değer
yaratma, koruma ve sürdürme yeteneğini güçlendireceği ifade ediliyor.
Tanımlanan bu amaç çerçevesinde iç denetimin bir işletmeyi
geliştirme alanları, hangi durumlarda iç denetimin daha etkin olacağını
açıklayabiliriz.
İç denetim bir kurumu; hedeflerine başarı ile ulaşmada, yönetişim,
risk yönetimi ve kontrol süreçleri, karar alma ve gözetim, paydaşlar nezdinde
itibar ve güvenilirlik, kamu menfaatlerine hizmet etme kabiliyeti ile ilgili alanlarda
geliştirir.
İç Denetim; yetkin iç denetçiler tarafından kamu yararını
gözeterek oluşturulmuş Küresel İç Denetim Standartlarına uyumlu olarak
gerçekleştirildiğinde,
İç denetim fonksiyonu bağımsız olarak doğrudan yönetim
kuruluna hesap verir durumda bir pozisyonda olduğunda,
İç denetçiler aşırı etkilerden uzak tarafsız değerlendirmeler
yapmaya kararlı olduklarında iç denetim faaliyeti daha etkindir.
Kısaca, sürdürülebilir kurumsal hayatın reçetesinin yazılması
ve uygulamasında iç denetimin vazgeçilmez bir rolü, önleyici hekimliğin şifa veren
eli olduğunu unutmamalıyız.
Ali Kamil UZUN
Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu ve Onursal Başkanı
Yorumlar