Kontrolsüz Hırs mı, Ortak Akıl mı?
Efsanelerin ve mitolojilerin, insan doğasının değişmeyen kodlarını taşıdığına inanırım. Bu yüzden kadim öyküleri sık sık döner okur, modern bireyin davranışlarıyla kıyaslarım. Onca teknolojik ve beşeri gelişmeye rağmen, insan doğasının bazı temel noktalarda milim değişmediğini görmek hem şaşırtıcı hem de düşündürücü gelir bana.
Bu değişmezliğin en çarpıcı örneklerinden biri,
insanın sınırsız hırsının yarattığı yıkımı asırlar öncesinden haber veren Babil
Kulesi efsanesidir. Efsanenin farklı dinlerdeki, inançlardaki anlatılarına
girmeden, doğrudan insan doğasına tuttuğu aynaya bakmak istiyorum. Babil Kulesi
sadece yıkılmış bir yapı değil; insanın hırsını yönetme (ya da yönetememe)
becerisi üzerine verilmiş devasa bir derstir. "Daha yükseğe" ulaşma
ve "daha fazlasına sahip olma" arzusuyla hırsını akıl ve sağduyunun
önüne koyanların, en temel etik değerleri bile nasıl feda edebildiklerini bu
efsanede açıkça görürüz.
Efsaneye göre kuleyi inşa eden kralın amacı
sadece mimari bir eser bırakmak değildi; o, gökyüzüne egemen olmak ve daha önce
kimsenin sahip olmadığı mutlak bir güce hükmetmek istiyordu. Ancak kule
yükseldikçe, çalışanlar arasında yükselen hırs ve güç savaşları "dillerin
karışması" ile sonuçlandı. Bu durum aslında fiziksel bir dil farklılığından
öte; ortak idealin, uzlaşma kültürünün ve empati yeteneğinin kaybıdır. Bugün de
durum farklı değil; insanlar birbirini gerçekten anlamaya ve dinlemeye
çalışmadığında, en görkemli projeler bile yarım kalmaya ve çökmeye mahkûmdur.
Bu kadim öyküden çıkaracağımız en büyük ders
şudur: Gerçek başarıya yıkıcı bir hırsla değil; sevgi, saygı ve birlik ruhuyla
ulaşılabilir. Ortak amaçlar doğrultusunda birbirini anlamaya odaklanmak ve
farklı düşünceleri sentezleyerek iş birliği yapmak, bizi kibrin yıkıcılığından
koruyan en güçlü kalkandır. Aksi bir yol, bizi hırsın ve kibrin bataklığında
yok olmaya sürükler.
Bilim insanlarına göre bitmek bilmeyen hırs
duygusu, bireyi toplumdan kopararak yalnızlaştırır. Kendi egosuna ve
çıkarlarına köle olmuş bir zihin, uzun vadede hem kendi sonunu hazırlar hem de
içinde bulunduğu yapıyı çökertir, onu yozlaştırır.
Özetle, her yeni işe giriştiğimizde, kendi
"Babil Kulemizi" inşa ettiğimizi hatırlayalım ve kendimize şu soruyu
soralım: Bu adımın temelinde hırs ve ihtiras mı var, yoksa birlik ve etik
değerler mi?
Unutmayalım ki, hırsla inşa etmek istediğimiz
her kat, değerlerden yoksunsa; attığımız her adım elimizdeki değerleri de
kaybetmemize yol açan bir yıkımın başlangıcı olabilir.
Sözün özü; yükseğe çıkmak isteyen önce birlikte durmayı öğrenmeli; yoksa her zirve, bir çöküşün başlangıcıdır.
Ali Kâmil UZUN
Yorumlar