Kayıtlar

Nesilden Nesile Sosyal Fayda Sağlamak

Kelimelerin düşüncelerimizi doğrudan belirleme gücü bulunuyor. Bunun için düşünsel faaliyetlerimizde kelimelerin etimolojik anlamlarına bakmak, işleyeceğimiz konuyu farklı açılardan ele almamızı, daha derin ve tarihsel boyutlarıyla kavramamızı sağlayacak.   Bu kelimelerden biri de yabancı dildeki kullanımıyla filantropi. Filantropi, Yunanca’da sevgi anlamına gelen "philos" ile insan anlamına gelen "antropos" kelimelerinden oluşuyor. Bu iki kelimeyi birlikte kullanarak oluşturulan filantropi, insan sevgisi anlamını taşıyor.    Günümüzde filantropi; birinin, zamanını, uzmanlığını veya varlıklarını sosyal fayda yaratmak amacıyla gönüllü vermesi olarak kullanılıyor. [1] Filantropi kelimesinin bu etimolojik çözümlenmesi, kelimenin bugün yaygın kullanımı olan maddi temelli, ayni veya nakdi bağışın çok ötesinde bir anlama geldiğini ortaya koyuyor. Kelimenin kökü insan sevgisi olup, dolayısıyla insan sevgisi için yapılan çalışmaları içeriyor. Günümüzdeki tanımlama...

GELECEK UMUTTAN DOĞAR…

Her yeni yılı karşıladığımızda emek verdiğimiz geçmişi, umut ederek geleceğimizi düşünürüz...     Dün olduğu gibi bugün de geleceğe dair hayallerimiz var…       Her yeni yıl geleceğe dair umutlarımızı besleyerek, hayallerimizin gerçek olmasını bekleriz…       Bu yıl farklı duygu ve düşüncelerle; geleceğe dair hayallerimiz için sadece umut beslemek, hayallerimizin gerçek olmasını beklemek yerine geleceği hissederek, kendimizi farkederek, yeniden keşfederek, hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum.    Çünkü, ikinci bin yılın ilk yüzyılı 18 yaşına girdi…     Geçen yüzyılın doğanları ile bu yüzyılın doğanları birlikte geleceğe yürüyoruz…     Baby Boomers, X, Y, Z ve Alpha kuşakları, beş kuşak birarada bu çağın imkan ve fırsatları ile birlikte yaşıyoruz…     Sadece beş kuşak değil, yapay zekadan güç alan robotlarla da geleceği paylaşıyoruz…     Farklı kuşaklardan da ols...

İletişim Zekası…

Ekim ayında, Turkcell Diyalog Müzesi’ni ziyaret ettim. 2016 yılından beri ziyaretçilerini ağırladığını öğrendiğim müzede halihazırda Karanlıkta Diyalog ile Sessizlikte Diyalog deneyimsel sergileri gezilebiliyor. İlerleyen dönemlerde Zamanda Diyalog deneyimsel sergisinin de yer alacağı belirtiliyor. Müzenin internet sitesini inceledim. Çok farklı bir deneyim imkânı sunan müzenin, sosyal bir laboratuvar işlevi de görerek, engelli bireyler için teknolojik ve inovatif araştırmaların yapıldığı ayrıca bu araştırmalara destek veren ve destek üreten bir kuluçka merkezine de dönüşeceği ifade ediliyor.   Müzenin bölümlerinden biri olan Karanlıkta Diyalog’da, görme engelli bir rehber eşliğinde, İstanbul’u geziyorsunuz. Bu deneyimde, sergi boyunca hiçbir şey göremiyorsunuz. Tamamen karanlık… İstanbul’da yaşayan görme engelli bir bireyin yaşadıklarını tecrübe ediyorsunuz. İstanbul’u, ona özgü o sesleri, kokuları, dokunarak, koklayarak ve duyarak hissediyorsunuz. Ancak göremiyorsun...

KÖKLERİNDEN GÜÇ ALMAK…

Bazen koşmak bazen de yürümek için kendimi yeşil doğanın kucağına bıraktığımda, asırlık dev ağaçların diplerinde, gövdelerinde yeşeren filizler dikkatimi her zaman çekiyor. Bir yandan asırlık ağaçlar; güçlü gövdeler, yerin altında iyice yer etmiş, belki yüzlerce metreye kadar toprak ananın bağrına kadar inen kökler; masmavi gökyüzü ile buluşan yemyeşil, yapraklar, uzun dallar. Diğer yandan küçücük, gün yüzünü göreli birkaç ay bile olmamış, körpe, önünde kocaman bir ömür potansiyeli olan taze filizler.   Kocaman, güçlü ve heybetli gövdeli ağaçlar benim için zaman denilen olgunun uygun şartlarda küçük bir filizden ya da minik bir tohumdan nasıl dönüştüğünü yani “olgunlaşma” denilen kavramın nasıl işlediğini göstermesi açısından önemli bir metafor.    Koşarken ya da yürürken gördüğüm ağaç gövdesi ve filizi, iş dünyası, sivil toplum yaşamı ve gündelik yaşam konusunda bana birçok konuyu çağrıştırıyor.   Doğal yaşamın bütün olarak, yaşamın temel ilkeleri...

Enstitümüz Kurucu Üyelerinden Sevgili Sinan Tanakol’un anısına...

Kurucu üyemiz, değerli meslektaşımız sevgili Sinan Tanakol’u aramızdan ayrılışının yıl dönümünde rahmetle anıyorum. Ruhu Şad olsun!.. 14 Aralık 1994 tarihinde Enstitümüzün kuruluş çalışmalarını başlatmak üzere   Çırağan Otelde IIA Batı Avrupa Direktörü Giovanni Grossi ile biraraya gelen ekip olarak, yıllar sonra   mesleğimizin yakın tarihi üzerine söyleşi için 23 Kasım 2009 tarihinde yayınevimizde buluştuğumuzda, sevgili Sinan yanında getirdiği bazı mektup ve yazıları şu ifadelerle bana teslim ediyordu. “....Geçmişe dönük belgeleri taradığımda, çoğunu benim bile unuttuğum bazı şeyler buldum. Bunu şöyle yorumluyorum: Yazıların kalıcılık ve aktarılabilirlik sağlayan bir unsur olduğunu bilen ve bunu da gerçek anlamda meslek içinde öğrenen bir iç denetçi olarak çoğunu kendimin bile unuttuğu, sakladığım ilk organizasyon çalışmalarına ilişkin bir kaç tarihi sayılabilecek mektup ve yazıyı da getirdim.” Aynı ekip 20 Nisan 2011 tarihinde Enstitümüzün kurumsal film çekimi için t...

SONSUZ OLMAK...

Hem toplumlar hem de bireyler olarak her anımızı, bir öncekinden daha iyi geçirmek için çalışır, sorgular, yeni arayışlar içine gireriz.    Sürekli daha iyisine, daha güzeline ulaşma isteğimiz ilhamını bazen hayallerimizden, bazen de örnek aldığımız bir yakınımızdan veya okuduğumuz, duyduğumuz bir kahramandan alır. Yani içten gelen bir gücümüzden veya dışarıdan gördüğümüz, tanık olduğumuz bir örnekten…    Hayallerimiz bize yol gösterdiğinde planlarımızı daha çok seçenekli yapar, deneme yanılmalarımızın sıklığını daha fazla tutarız. Hayallerimiz, bize bakir, el değmemiş vaatler sunar. Hiç kimsenin daha önce açılmadığı okyanuslara yelken açmak, bizi rüzgarın gücüne mecbur bıraksa da, dümeni zorluklarla da olsa sezgilerimizle ve dış dünyadan aldığımız işaretlerle istediğimiz yere gitmek için kontrol ederiz.    Bu tür arayışlarımızda, bizlere rehber olan birini örnek alma olarak özetleyeceğimiz durum ise daha az risk taşır. Gidilen yer de, nasıl g...