ULUSLARARASI İÇ DENETİM FARKINDALIK AYI KUTLU OLSUN!

FARKINDALIK; yalnızca bireysel bir bilinç hali değildir.

Aynı zamanda kurumların, mesleklerin ve toplumların karakterini belirleyen temel bir değerdir.

Çünkü farkındalık geliştiğinde; değerler güçlenir, kültür derinleşir, denetim etkinleşir ve hesap verebilirlik gerçek anlamını bulur.

Öncelikle farkındalık ile değerler arasındaki ilişkiye baktığımızda şunu görürüz:

Bir toplumun ya da kurumun sahip olduğu değerler, ancak farkındalıkla yaşatılabilir.

Adalet, etik, dürüstlük, saygı ve liyakat gibi kavramlar yalnızca yazılı ilkeler olarak kaldığında değil; bireylerin davranışlarına yansıdığında anlam kazanır.

Farkındalık, değerleri teoriden uygulamaya taşıyan en güçlü köprüdür.

Farkındalık ile kültür arasındaki bağ ise çok daha derindir.

Çünkü kültür; tekrar eden davranışların, ortak bilinçlerin ve paylaşılan sorumlulukların sonucunda oluşur.

Eğer bir kurumda farkındalık kültürü gelişmişse, insanlar yalnızca görevlerini yerine getirmez; yaptıkları işin toplumsal etkisini de düşünür.

Böyle kurumlarda aidiyet artar, iletişim güçlenir ve ortak hedefler daha sağlam bir zemine oturur.

Denetim açısından bakıldığında da farkındalık vazgeçilmezdir.

Çünkü etkili denetim yalnızca kuralları kontrol etmek değildir; riskleri önceden görebilmek, hataları azaltabilmek ve güven ortamını koruyabilmektir.

Farkındalığı yüksek bireyler ve kurumlar, sorun ortaya çıktıktan sonra değil; ortaya çıkmadan önce sorumluluk alırlar.

Bu yaklaşım, denetimi bir baskı mekanizması olmaktan çıkarır; gelişim ve güven aracı hâline getirir.

Hesap verebilirlik ise farkındalığın en somut göstergelerinden biridir.

Yaptığı işin etkisinin farkında olan kişi ve kurumlar, sonuçlarının da sorumluluğunu taşımaktan kaçmazlar.

Çünkü hesap verebilirlik; yalnızca açıklama yapmak değil, güven inşa etmektir.

Bu noktada şeffaflık ve sorumluluk kavramları da büyük önem taşır.

Şeffaflık, görünür olmayı; sorumluluk ise doğru olanı yapmayı ifade eder.

Farkındalık ise bu iki kavramın vicdani temelini oluşturur.

Çünkü farkındalık olmadan şeffaflık şekilsel kalabilir; sorumluluk ise zorunluluk gibi algılanabilir.

Oysa bilinçli bir anlayışla hareket eden kurumlarda şeffaflık güven üretir, sorumluluk ise kurumsal itibarı güçlendirir.

Bugün dünyada en güçlü kurumlar yalnızca büyük bütçelere ya da teknik kapasitelere sahip olanlar değildir.

Aynı zamanda değerlerini koruyan, kültürünü geliştiren, denetim mekanizmalarını bilinçle işleten, hesap verebilen ve şeffaflığı ilke edinmiş kurumlardır.

Çünkü gerçek güç; farkındalıkla başlayan güven duygusudur.

Bu nedenle farkındalık; yalnızca bir tema değil, sürdürülebilir bir gelecek için temel bir yönetim anlayışıdır.

Türkiye’nin değeri, mesleğimizin kutup yıldızı olan TİDE, kuruluşundan bugüne bu temel yönetim anlayışının bir eseridir.

Bu yönetim anlayışı, kurum kültürümüzün güçlendirilmesi, değerlerimizin sahiplenilmesi, aile birliği bağlarımızın sıkılığının ve kurumsal duruşumuzun hangi koşullar olursa olsun sarsılmaz ifadesidir.

Dün ve bugün olduğu gibi yarında ortak değerlerimizin etrafında durmaya, kurumsal vicdanımızı korumaya ve bu güçlü mirası birlikte geleceğe taşımaya devam edeceğiz.

Çünkü TİDE, hepimizin başını dik tutan sonsuz gururumuzdur.

Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Ödüllerini takdim edeceğimiz kişi ve kurumları, ödüle değer bulunan emekleri ile örnek oldukları, ilham verdikleri için canı gönülden kutluyorum.

Birlikte olduğumuz bugünü, yan yana, bir arada yaşamamızı borçlu olduğumuz insanları minnet ve şükranla anarak sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Cumhuriyetimizin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, vatan ve cumhuriyet uğruna hayatını adayan güzel insanları sevgi, saygı, şükran ve minnetle anıyorum.

Meslek ailemizin gönlünde daima yaşayacak olan kurucularımız ve üyelerimizden vefat eden üstatlarımızı, meslektaşlarımızı, geçen hafta sonsuzluğa uğurladığımız Bilim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Sayın Melih Erdoğan hocamızı rahmetle anıyorum.

Gönüllü ve ileri görüşlü sivil girişimcilikleri ile TİDE’yi var eden kurucu üyelerimize,

TİDE’nin kurumsal varlığının sürekliliğinde ve gelişiminde gönüllü ve özverili emekleri ile rol ve sorumluluk üstlenen bilim ve meslek insanlarına,

Ülkemizin ve mesleğimizin geleceği gençlerimize,

Dünden bugüne uzanan, bayrağın başarı ile el değiştirdiği süreçte bizlerin yanında olan, desteğini esirgemeyen eş ve çocuklarımıza,

Tüm paydaşlarımıza ve çalışanlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Uluslararası İç Denetim Farkındalık ayımız kutlu olsun!


Ali Kâmil UZUN

Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu ve Onursal Başkanı

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gelecek Cesaret İster…

ÇARŞAF KARİKATÜR OKULU

Kıskançlığın önlenemez öfkesini yönetmek