Fütürizm: İnsanın Geleceği, Geleceğin İnsanı
İnsan, yeryüzüne adım attığı ilk günden beri geleceği hayal ederek yaşadı. Mağara duvarlarına çizilen resimler yalnızca geçmişin kaydı değil, geleceğin tasarımıydı.
Ateşi kontrol
altına almak, tekerleği icat etmek, gökyüzünü izlemek…
Bunların hepsi
hayatta kalma çabasının ötesinde, yarını bugünden kurma isteğinin ifadesiydi.
Bugün “fütürizm”
dediğimiz kavram, aslında insanlıkla yaşıttır.
Fütürizm çoğu
zaman hız, teknoloji ve makinelerle anılır. Oysa özünde bir soru vardır: İnsan,
bundan sonra ne olacak?
Bu soru, ilk
insanın elindeki taşı yontarken sorduğu soruyla aynıdır. Sadece araçlar
değişti; merak aynı kaldı.
Sanayi Devrimi
ile birlikte gelecek artık yalnızca hayal edilen değil, hesaplanan bir kavrama
dönüştü.
Zaman hızlandı,
mesafeler kısaldı, insan makineyle yan yana çalışmaya başladı.
Ancak her
ilerleme, beraberinde bir bedel getirdi: yabancılaşma, eşitsizlik ve insanın
kendi yarattığı sistemlerin gölgesinde kalması.
Yapay zekâ,
genetik müdahaleler, dijital kimlikler ve sanal evrenler artık bilim kurgu
değil, gündelik hayatın parçaları.
Yapan zekâ
insanın eseri olan yapay zekâ ürünlerinden açık bilgi kaynaklarından insanın
geleceği, geleceğin insanı üzerine öngörüleri, uz görüleri, kısaca geleceği
okuyabiliyoruz.
Artık hepimiz
birer fütüristiz…
İnsan, ilk kez
kendi evrimini bilinçli olarak yönlendirme ihtimaliyle karşı karşıya…
Bu noktada
fütürizm bir estetik akım olmaktan çıkıp etik bir meseleye dönüşüyor.
İnsanın kendiyle,
yaşadığı gezegenle hesaplaştığı bir çağın içindeyiz.
Bu nedenle sormamız
gereken soru şu olmalı: Geleceği inşa ederken insanlığı da yanımızda
götürebilecek miyiz?
Daha hızlı, daha
zeki, daha dijital teknolojilere bağlı bir dünya kurarken; daha merhametli,
daha adil ve daha anlamlı bir yaşamı da mümkün kılabilecek miyiz?
Fütürizm,
yalnızca “ne yapabiliriz?” sorusunu değil, “ne yapmalıyız?” sorusunu da sormak
zorundadır.
Fütürizm
toplumda eylemsel karşılık bulmalıdır.
İnsanlık tarihi
doğrusal bir ilerleme çizgisi değil; deneme, hata ve yeniden başlama
döngüsüdür. Gelecek de bundan farklı olmayacak.
Ancak geçmişten
farklı olarak bugün, hatalarımızın etkisi küresel ve geri dönülmez olabilir. Bu
nedenle fütürizm bir sorumluluk meselesidir.
Belki de gerçek
fütürizm, insanı merkezden tamamen çıkarmak değil; onu, yarattığı teknolojinin
vicdanı haline getirebilmektir.
Çünkü gelecek,
makinelerin değil, onlara hangi değerleri öğrettiğimizin eseri olacak…
Uzun lafın
kısası;
William
Shakespeare’in sözlerinden ilham alarak sözün özü: “İnsan olmak ya da
olmamak, işte bütün mesele bu.”
Ali Kamil UZUN
Yorumlar