Ömre Bedel Bir Meslek Yolculuğu
Profesyonel kurumsal iş hayatımda 50. yıla, mesleki yaşamımda ise 45. yıla ulaşmanın derin anlamını ve sessiz gururunu yaşıyorum. Bu yalnızca takvim yapraklarının ilerlemesi değil; emekle, sabırla, sorumlulukla ve inançla örülmüş, ömre bedel bir adanmışlığın hikâyesidir.
Mesleki hayata adım attığım 1970’li yıllar, işin yalnızca
yapılan bir faaliyet değil, bir kimlik ve duruş olarak yaşandığı yıllardı. İşe
başlamak; bir kapıdan içeri girerken duyulan sessiz bir heyecan, ceketini
düzelterek atılan bilinçli bir adım, mesleğe ve kuruma karşı hissedilen derin
bir sorumluluk demekti. O yıllarda iş hayatı, insana yalnızca meslek öğretmez;
sabrı, disiplini, saygıyı ve aidiyeti de birlikte inşa ederdi.
Zaman içinde iş yaşamının araçları, hızları ve
beklentileri değişti; kurumlar dönüştü, roller yeniden tanımlandı. Ancak
profesyonel kariyerimi şekillendiren temel ilkelerim değişmedi. Çalışmayı
yalnızca sonuç üretmek olarak değil, bir sorumluluk ve emek ahlakı olarak
gördüm; mesleği bireysel kazanımın ötesinde toplumsal fayda üretmenin bir aracı
saydım. Usta–çırak ilişkisini ise yalnızca bilgi aktarımı değil, değerlerin ve
meslek onurunun kuşaktan kuşağa taşındığı bir bağ olarak benimsedim. Değişen
zamanlara, görevlerime rağmen bu ilkeler, mesleki yolculuğumun pusulası olmaya
devam etti.
Mesleki yolculuğum boyunca kariyerimi tek bir unvanın, tek
bir makamın ya da tek bir alanın sınırlarına hapsetmeden; adım adım, her
seviyede, her alanda görev yaparak ilerledim. Öğrenerek, öğreterek; bazen takip
ederek, bazen yol açarak… Her aşama bana mesleğin yalnızca teknik bir uğraş
değil, aynı zamanda bir etik duruş, bir yaşam biçimi olduğunu öğretti.
Bu yolculukta iş dünyası değişirken, ben de onunla
değiştim ve geliştim. Üstlendiğim yeni görevler, karşılaştığım farklı kurum
yapıları ve değişen risk alanları, düşünme biçimimi dönüştürdü; beni alışılmış
kalıpların dışına çıkmaya zorladı. Bu değişim, yalnızca mesleki bir zorunluluk
değil, aynı zamanda bilinçli bir tercih oldu. Değiştikçe yeni arayışlara
yöneldim; yeni yöntemler, yeni bakış açıları ve mesleğe daha bütüncül bir
yaklaşım geliştirdim. Zamanla anladım ki kalıcı gelişim, tek bir unvanda kalmakla
değil; değişimi içselleştirmek ve onunla ilerlemekle mümkün oluyor.
Meslek insanı olmanın sorumluluğu ile yetinmedim. Sivil
toplum gönüllüsü olarak, ülkemizde mesleki örgütlenmenin gelişmesi için öncülük
ve liderlik yapma onurunu taşıdım. Çünkü inanıyorum ki; meslekler yalnızca
bireysel başarılarla değil, kurumsallaşmış değerlerle ve ortak akılla güçlenir.
Bu inancın en somut sonucu, kurucusu olmaktan büyük onur
duyduğum Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE)’dir. Bugün 30 yaşında olan TİDE,
yalnızca bir kurum değil; bir vizyonun, bir emeğin, bir dayanışmanın ve
sürdürülebilir bir mesleki geleceğe duyulan inancın eseridir. Otuz yıl boyunca
yetişen insan kaynağı, oluşan kültür ve yaratılan değer, benim için tarifsiz
bir gurur kaynağıdır.
30 yıl, sonsuz gururun ifadesi Türkiye İç Denetim
Enstitüsü’nün hikâyesi ve belgeseli için TİDE tarafından başlatılan “TİDE
Bellek” projesi, “Geçmişi korumak, geleceği kurmak” adına mutluluk veriyor.
Proje vesilesiyle hazırlanan belgesele ve benimle yapılan
söyleşiye aşağıdaki linklerden ulaşılabilir.
Geride kalan yıllara baktığımda; unvanlardan çok iz
bırakabilmiş olmayı, sonuçlardan çok süreçteki doğruluğu, başarıdan çok katkıyı
öncelediğimi görüyorum. Bugün hâlâ aynı sorumluluk duygusu ve canlılıkla
mesleğe, meslektaşlarıma ve ülkemin kurumsal gelişimine katkı sunma iradesini
taşıyorum. Çünkü benim için meslek, tamamlanmış bir yol değil; her dönemde
yeniden anlam kazanan, öğrenmeyle ve paylaşmayla derinleşen canlı bir süreçtir.
İlk günkü heyecanımı aynen yaşıyorum. Aynı ilkelerle,
profesyonel duruşla, işimi aynı ruhla yapıyorum.
Bu uzun yolculukta birlikte yürüdüğüm; bana katkı sunan,
beni eleştiren, sorgulayan, destekleyen ve yolumu zenginleştiren tüm yol
arkadaşlarıma içten teşekkür ediyorum.
Çok şey öğrendim. Çok şey öğrettim. Daha öğreneceğim ve
öğreteceğim çok şey var…
Her karşılaşma, her ortak çaba ve her yapıcı itiraz, bu
yolculuğun değerini artırdı. Çünkü hiçbir mesleki başarı, tek başına yürünerek
ya da yalnızca bireysel çabayla inşa edilmez.
Sonuçları kadar keyifli, anlamlı bir yolda yürüdüm.
Yürümeye devam ediyorum.
Profesyonel kurumsal iş hayatımda 50 yıl…
Mesleki yaşamımda ise 45 yıl…
Kurucusu olmaktan büyük onur ve gurur duyduğum Türkiye İç
Denetim Enstitüsü ile 30 yıl…
Her biri; emekle taşınmış, sorumlulukla korunmuş ve değer
üretilmiş uzun bir yolculuğun ifadesi.
Ve yol, aynı bilinç ve inançla devam ediyor.
Ali Kamil UZUN
Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu ve Onursal Başkanı
Yorumlar