“Ben de Sizin Gibi Bir Denetçi Olmak İstiyorum…”
Hayat bazen tek bir cümleyi, yılların bütün yorgunluğuna bedel bir ödüle dönüştürür.
Geçtiğimiz
günlerde genç bir meslektaşım gözlerimin içine bakarak şöyle dedi:
“Ben de sizin gibi bir denetçi olmak istiyorum.”
O an elli yıllık
meslek hayatım, sanki bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti.
İlk görev
heyecanım…
Geceleri süren
çalışmalar…
Bitmek bilmeyen
dosyalar…
Bazen
alkışlanmadan yapılan doğru işler…
Bazen yalnız
kalma pahasına söylenen gerçekler…
Ve en önemlisi,
her raporun arkasına yalnızca imzamı değil, vicdanımı da koyduğum günler…
İşte o an
anladım ki insanın gerçek başarısı, geride bıraktığı unvanlar değil; dokunduğu
insanlardır.
Genç arkadaşıma
uzun uzun başarı hikâyeleri anlatmadım.
Çünkü başarı,
anlatılarak değil, yaşanarak öğrenilir.
Sadece şunu
söyledim:
“Benim gibi olmaya çalışma. Benden daha iyi olmaya çalış.”
Çünkü her
neslin, kendinden önce geleni aşması gerekir.
Bizler yollar
açtık.
Sizler o yolları
daha ileriye taşıyacaksınız.
Denetçilik,
birçok kişinin sandığı gibi yalnızca rakamları kontrol etmek değildir.
Denetçilik,
görünmeyeni görebilmektir.
Sessiz kalan
riskleri duyabilmektir.
Doğruyu,
yanlışın gölgesinden çıkarabilmektir.
Ve bazen
kimsenin cesaret edemediği gerçeği, nezaketle ama kararlılıkla
söyleyebilmektir.
Bu meslek, zekâ
kadar karakter de ister.
Bilgi kadar
ahlak da ister.
Cesaret kadar
tevazu da ister.
Yıllar bana şunu
öğretti:
Bir denetçinin
en büyük diploması, duvarda asılı olan değildir.
Onun gerçek
diploması, arkasından söylenen şu cümledir:
“O insanın sözüne güvenilir.”
İşte bu güven,
hiçbir üniversitenin vermediği; sadece dürüst yaşanmış yılların kazandırdığı
bir itibardır.
Bugün dünya
değişiyor.
Yapay zekâ
geliyor.
Teknoloji baş
döndürücü bir hızla ilerliyor.
Belki yarının
denetçisi, bizim hiç hayal edemediğimiz araçlarla çalışacak.
Ama değişmeyecek
tek şey, insanın vicdanıdır.
Çünkü hiçbir
teknoloji, doğruluğun yerini alamaz.
Hiçbir
algoritma, ahlaki cesareti üretemez.
Hiçbir yazılım,
dürüstlüğü programlayamaz.
Bunlar insanın
içinde taşımak zorunda olduğu değerlerdir.
Genç dostum…
Eğer bu
satırları okuyorsan, senden yalnızca iyi bir denetçi olmanı istemiyorum.
İyi bir insan
olmanı istiyorum.
Çünkü iyi insan
olmadan, iyi denetçi olunmaz.
Bilgini her gün
artır.
Merakını hiç
kaybetme.
Sorular
sormaktan vazgeçme.
Hatalarından
utanma; onlardan öğren.
Ama hangi
makamda olursan ol, vicdanını hiçbir zaman makamının gerisine düşürme.
Elli yıl önce bu
mesleğe umutla başlayan genç bir insandım.
Bugün geriye
baktığımda, yaptığım işlerden çok, koruduğum değerlere şükrediyorum.
Ve eğer bir gün,
yıllar sonra, senin kapını da genç bir meslektaş çalıp,
“Ben de sizin gibi olmak istiyorum.” derse…
İşte o gün
anlayacaksın ki gerçek miras, yazdığın raporlar değil; insanlarda bıraktığın
izdir.
Çünkü meslekler
bilgiyle yapılır.
Ama ömürler,
ilhamla hatırlanır.
Ali Kâmil
UZUN
Yorumlar